29 Temmuz 2014 Salı

İlk Defa Güneş Gören İnekler

Bugün köydeki sütçü teyzenin güneş altında keyif yapan ineklerini görünce bu video geldi aklıma.
Daha önce gördüğümde pek önemsememiştim ama bugün güneş altında keyifle otlayan inekleri görünce konuya kendimi daha yakın hissettim.
Şehirleşmenin, insanları apartmanlara kapatması, inekleri süt fabrikalarına kapatması, hayallerimizi de gelecekte hiç açılmayacak kilitli kutulara kapatması aynı şey.
Başka bir hayat mümkün bunu herkes biliyor. Ama değişim için daha neyi bekliyoruz bunu kimse bilmiyor. 


İşte video:

13 Temmuz 2014 Pazar

Evde Çamaşır Makinesi Deterjanı Yapımı

7-8 Haziran Organik Ev’de yaptığımız Aromaterapi Atölyesinde Eğitmenimiz Hodaya’dan öğrendiğimiz Çamaşır makinesi Deterjanını sizlerle paylaşmak istedik.
Malzemeler;
Bitki çayı için:
-4 kabuk tarçın
-1 avuç karanfil
-1 demet taze biberiye(yoksa kuru da olur)
-1 limon kabuğu
-8 bardak su
-1 bardak karbonat
-1 bardak boraks
-1 kalıp zeytinyağı sabunu
Yapılışı:
1. işlem- Bitki çayı için: 4 kabuk tarçın, 1 avuç karanfil, 1 demet taze biberiye(yoksa kurusu da olur), 1 limon kabuğu, 8 bardak suyu 1 tencere yarın saat kaynatın ve 2 saat kadar dinlendirmeye bırakın.
2. işlem: 1 kalıp zeytinyağlı sabunu 1 litre kaynayan suyun içinde eritin.
3. işlem: Aktarlarda satılan karbonatı 200 derece sıcaklıkta 1 saat pişirin. Bu işlem karbonatın soda haline gelmesini sağlayacak. Bundan 1 bardak kadar kullanacağız.
Yapılışı: Bitki çayından bir bardak, 1 bardak boraks, 1 bardak pişirilmiş karbonat, 1 lt suda eritilmiş sabunu 6 litre suyu büyükçe bir bidon içinde karıştırıyoruz. İyice çalkalıyoruz.
İşte uzun süre kullanacağımız çamaşır deterjanımız hazır.
Kalan bitki çayını da daha sonra bahsedeceğim şekilde karışımlar uygulayarak yüzey temizleyici, ahşap temizleyici, banyo ve lavabo temizliğinde kullanılabilir hale getirebiliriz.



Misi Köyü, Bursa

Bizim köyümüz artık Misi Köyü. 
Kutu gibi köylerden. Minicik kendi halinde.
Yazları pek coşkun ama kışları sakin ve romantik. 
Bizi çeken bir şeyler var bu köyde.
Dile gelemeyen ama hissedilen türden şeyler. 

Bursa'nın Nilüfer ilçesine bağlı merkeze 12 km yakınlığındaki, misler gibi havası, misler gibi çayı akan, şirin bir yer. Yemyeşil dağlarla çevrili. O sebeple yazın şehirde soluk alamayan, atar kendini Misinin serin havasına, daracık sokaklarına.

              

             
                                          
Çok yıllık tarihi var diyorlar, 2000 yıl kadar. Hristiyanların yerleşkelerinden.
2000 yılı bilmem ama bizim alışageldiğimiz beton yapılardan ziyade ahşap, kerpiç evlerle dolu. 
Sorsan 70 yaşındaki teyzelere "benim annemindi bu ev, ona da babasından kalmış" diyorlar. 
Bizim evimiz de öyle. Kolonları ahşap, dolgusu kerpiç. 80 yaşındaki Süleyman amcanın dedesinden kalmış ama Süleyman amca'nın kulakları pek iyi duymadığından onun ötesini öğrenemedik.
Uzun zamandır kullanılmayan evin ilk hali  içler acısı. Orayı nasıl yaşanabilir hale getirdiğimiz bir sonraki yazının-konusu..

Gerçek üzücü, ama Misi böyle evlerle dolu. Yıkık dökük Ekolojik evlerle. Terkediyor ya artık gençler, köyleri beğenmeyip. 20 katlı sitelere yerleşiyorlar, laminent parkeli, geniş mutfaklı, lüks dairelere..Haliyle bir sürü güzelim ev de öyle kalakalıyor. Sorsan sahibini bile bulamazsın.
Keşke bizim evimiz gibi hepsi can bulsa sihirli dokunuşlarla.
 
        

Gelelim Köy halkına. Şirin mi şirin teyzeciklerle dolu, baştan önyargılı, biraz korkulu. Ama sonrasında pek içten, pek sevimli. Akdeniz şivesi hakim bu köyde nedendir bilinmez.
Köylüye kendimizi kabullendirmek pek kolay olmadı ama şimdi birbirimizi pek severiz. Takaslarda bulunuruz zaman zaman. Bizde olmayan zeytin onlarda, onlarda olamayan reçel bizde.

Ne eksik kaldı diye düşünüyorum da Misi ile ilgili; Köyün içinden dinginlikle akan Nilüfer Çayı. Yazın sıcak günlerinde içimize ferahlık veren, ilham kaynağı. Ah birde çay kenarını işgal eden çay bahçeleri olmasa. Ya da olsa ama daha az alan kaplasa.

Birde yurdum insanının temizlik sorunsalı var. Piknik yapanlar bütün çöplerini ya olduğu yere bırakırlar ya da Nilüfer Çayı'na boca. Geri dönüşüme böyle katkı sağlayamazsın demek istiyorum yanlarından geçerken.
Buna rağmen çok güzel bir köy. İnsan temiz havasına alışınca hiç çıkmak istemiyor köyden.

Sizinde buralara yolunuz düşerse bekleriz evimize, kahve ile koyu muhabbete..

Misiden çıktık yola..

Misi’den çıktık yola, kendimizi bulmaya. Bize ne iyi gelir, biz nelere iyi geliriz diye bakınmaya... Taşa toprağa dokunarak,dağ havası soluyup, kaynak suları içerek, doğal katkısız beslenerek, şehir hayatının tüketiciliğinden uzak, Kendi kendimize yeten ekolojik bir hayat kurmaya. Özümüze dönmek istedik, şehir hayatının tüketiciliğinden ve tüketmesinden uzak, doğada, doğal beslenerek. Tüm bunları kendimiz için isterken sizinle de paylaşmak istedik Başbaşa verip kurduk Misi evimizi.
100 yıllık, anı dolu, tarih dolu kerpiç evimizi. Bir tohumdu bu niyetimiz. Verimli topraklar buldu kendisine, suyu bol, güneşi bol. Yeserdikçe yeşerdi. Fide verdi ağaç oldu, baharın gelişiyle çiçeklerini açtı ve nihayetinde meyvelerini de verdi. Biz de bu meyveleri sizinle paylaşmak için açtık ellerimizi, evimizi. Böyle bir sürecin ürünü Misi Evi.
Bir grup arkadaşın üretim ve paylaşım yeri